Kuran’ı baştan sona okuyarak incelediğimizde, “Kader’e İman” şeklinde bir şart’a rastlamamaktayız. Kuranda geçen “kader, kadr, takdir, muktedir, yakdir, kadrihi” kelimelerinin hepsinin kökü aynıdır ve belli bir nizam, ölçü, ahenk, dengeden bahsetmektedir. Bakın bu meseleyi değerli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Atay, çok değerli kitabı Kuran’da İman Esasları’nda nasıl anlatmış;
***
Kadr ve takdir kelimelerinin Allah’a isnadı O’nun yaptığı işlerin bir nizamı, ölçüsü ve hikmeti olduğunu bildirir. Yaptığı işleri bir hikmet dairesinde yapar. Lüzumsuz, manasız, gelişigüzel, rastgele iş yapmadığını ifade eder. Bunu için her şeyin bir ölçüsü, miktarı ve uyduğu bir nizamı vardır. Kuran’daki şu ayetler bu mananın delilidir :
Allah’ın kudretine inanmayan kâfirler hakkında “Allah’ın kadrini hakkıyla takdir etmediler” / “Ve ma kaderullahe hakka kadrihi” (EN’AM, 91) ayeti inmiştir. Buradaki kaderin manası gereği gibi bilmediler demektir. (Ebu Suud, İrşad Al-Akl, c. VI, s. 268, Muhammed Reşid Rıza, Tefsir al-Menar, c. VII, s. 611)
“Allah istediğine rızkı bol ve bir ölçü ile verir” / “Allahu yebsutur rizka li mey yeşau ve yakdir”(RA’D, 26) bunun manası Allah bir kimseye gelişigüzel vermez, hikmetinin gerektirdiği bir ölçüyle verir demektir. Burada “yebsutu” (yayar) kelimesinin karşısında “yakdiru” ya daraltır manasının verilmesi manalar arasında bir mukabele bulunduğu düşüncesinden gelmiş olmalıdır. Bizce “yayar” bol vermekte bir hikmeti vardır, demektir. O da bir ölçüye göredir: Bunu ifade etmek için Kuran bu kelimenin karşısına ölçü ile, taksim verir manasında olan “yakdiru” yu kullanmıştır.
“Su belli bir ölçüye göre birleşti.” / “Ve feccernel erda uyunen feltekal mau ala emrin kad kudir.” (KAMER, 12)
“Aranızda ölümü takdir ettik” / “Nahnu kadderna beynekumulmevte…” (VAKIA, 60) “Allah her şeyi yaratıp, onu bir ölçü ile takdir etti.” / “ve haleka kulle şey’in fe kadderahu takdira.” (FURKAN, 2) Buradaki takdir etmenin manası yarattığını bozukluk ve zıdlık olmadan düzgün ve ölçülü bir şekilde bir hikmete göre hazırladı demektir.(at-Taberi, Cami al-Beyan, c.XVII, s. 123) “Ey Musa bir kader üstüne geldin” / “…summe ci’te ala kaderiy ya musa.”(TAHA 40) manası “Ey Musa peygamberliğe takat getirecek çağa ulaştın” demektir. (at-Taberi, Cami al-Beyan, c. XVI, s. 112) Bundan önceki ve sonraki ayetler bu manayı teyit eder. “Sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın ve böylece peygamberliğin zamanına ulaştın, seni kendim için seçtim.” (TAHA, 39-41; at-Tabersi, Mecma al-Beyan, c. VII, s. 11)
“Gökten suyu miktarla indiren” / “Vellezi nezzele mines semai maem bi kader…”(ZUHRUF, 11) ayetinde “bi kader”in manası, miktar yani ölçü ve oran ile ihtiyaçları nispetinde faydalanıp, zarar görmeyecekleri surette yağmur yağdırdı, demektir. Buna göre ayetin manası “Gökten bir ölçü dahilinde yağmur indiren”dir. “Her şeyi bir ölçü ile yarattık” / “İnna kulle şey’in halaknahu bi kader” (KAMER, 49) ayetinde zikredilen “bi kader” de “miktar ile” manasında olup, bu da ölçü ve oran dahilinde demektir.
“Eğer, Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, yeryüzünde taşkınlık ederlerdi. Ama O dilediğini bir ölçüye göre indirir.” / “Ve lev besetallahur rizka li ibadihi le beğav fil erd, ve lakiy yunezzilu bi kaderim ma yeşa” (ŞURA, 27)
Görülüyor ki “kader” kelimesi Kuran’da bir ölçü dahilinde tayin etmek, her şeyi bir ölçü ve nizama göre tanzim edip, tedbirlemektir. Kader kelimesinin diğer kullanılışlarında alacağı mananın mihverini, tespit ettiğimiz bu mana teşkil eder, diğer manalar buna irca edilir. O halde Kuran’da zikredilen “kader” ve “takdir” kelimelerinin Hz. Peygamber’in vefatından sonra ortaya çıkan türlü fikirler neticesinde istilahi bir manaya gelen “kader” ile alakaları yoktur. Kuran’da zikredilen bu kelime Allah’ın yaptığı işlerin yarattığı nesnelerin bir hikmete göre yapıldıklarını ifade eder ve kâinatta düzensizlik, nizamsızlık bulunmadığını ve hiçbir nesnenin kendi kendine, tesadüfen olmadığını bildirir. Bundan dolayı Kuran’da zikredilen “kader” kelimesi ve türlü iştikakları insanın iradesini mecburi olarak harekete geçiren ezeli bir yazının mevcut olduğunu ispat etmez. Bunlar, Sünnet-i İlahiyye’nin (Allah’ın yeryüzü ve tüm evrende hakim kıldığı bilimsel kesin kanunlar) başka bir şekilde ifade edildiğini gösterir.
Kader i anlamada, anlatmada son paragrafındaki anlatımın güzel. Özellikle aşağıdaki anlatımda düşündürücü ve araştırmaya yönelik bir cümle olmuş.
“” Kuran’da zikredilen bu kelime Allah’ın yaptığı işlerin yarattığı nesnelerin bir hikmete göre yapıldıklarını ifade eder ve kâinatta düzensizlik, nizamsızlık bulunmadığını ve hiçbir nesnenin kendi kendine, tesadüfen olmadığını bildirir.”"
Günümüzdeki kader anlamıyla Kuranda anlatılmak istenen yada asıl anlatılan arasındaki farklılık araştırılabilinir. Çünkü günümüzdeki kader kavramı insanların umut ve çabalama duygularını köreltiyor.
Hemen ufak bir düzeltme yapayım, bahsettiğin tırnak içindeki cümleler, çok değerli hocamız Hüseyin Atay’dan alıntıdır. Değerli yorumların için çok teşekkürler Necmiye.