Hiçbir peygamber bir iletişim aleti değildir

22 01 2010

Farsça “haber” anlamına gelen ‘peyam’ sözcüğüyle, “alan, getirip götüren” anlamına gelen ‘ber’ sözcüğünün birlikteliğinden elde edilen “peyamber” kelimesi, Arapça’daki ‘nebi’nin karşılığıdır. Nebi, “haber verdi” anlamına gelen ne-be-e eyleminden türetilmiş bir isimdir. Nübüvvet, öznesi nebiler (enbiya) olan “haber verme kurumu”dur.

Bir nebiyi, sıradan bir “haberci”den ayıran, verdiği haberin “kaynağı”dır. Bu kaynak, mutlak bilginin de kaynağı olan Allah’tır ve bu kaynaktan gelen haber, vahiy adı verilen özel bir yöntem ve kanalla nebiye aktarılır. Görüldüğü gibi peygamberlik, haberin kaynağıyla haberin hedefi arasında bağlantı kuran bir işleve sahiptir. Bunu Allah-insan ilişkisine, Allah’ın insana olan şefkat ve merhametinin sayısız tezahürleri arasında çok özel yeri olan bir katkı olarak niteleyebiliriz.

Yazının devamını oku »





Kuran’da Evrim Görüşü

21 01 2010

Sâffât: 11′e göre insan tîn-i lâzib (yapışkan çamur)dan yaratılmış, Hicr: 26′ya göre insan hame-i mesnûn (uzun süre suyla karışıp cıvımış yahut kokuşmuş çamur)dan yaratılmış, Nûh: 13′e göre insan çeşitli aşamalardan geçirilerek yaratılmış, Nûh: 17′ye göre insan bitki olarak yaratılmış, Kıyamet: 37′ye göre insan nutfe (sperm)den yaratılmış, İnsan: 2′ye göre insan nutfe-i emşâc (zigot denilen döllenmiş yumurta)dan yaratılmıştır.

İnsanın topraktan yaratıldığını bildiren ayet, toprağın birden insan oluverdiğini değil, insanın yaratılışının, kökeninin topraktan başladığını ifade eder. Nitekim, “O’dur ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı” (Secde: 7) ayeti, bu gerçeği net biçimde ortaya koyar. A’râf: 11′e göre insan önce yaratılmış, sonra biçime konmuş, sonra meleklere, insana secde etmeleri yani boyun eğip hizmet etmeleri emredilmiştir. Tâhâ: 118-119′da insanın, acıkma ve susama duyularının olmadığı bir aşamasına işaret edilmiştir.

Yazının devamını oku »





The Essentials of Faith in Quran: The Case of Destiny

20 01 2010

As long as we have studied on essentials of faith in reference to Quran, we do not retain the faith of destiny among these. Although Quran has the words of “kader” and “kadr” which are related to destiny in the traditional of meaning, in fact that these words infer quantity, measurement, to define something according to a measure, to do something as regards wisdom. (İbn Manzur, Lisan c.V.S. 75-78; İbn Faris, Makayis c.V , s: 62-63; Ragıb, El-Mufredat, s. 403; Asım Efendi, Kamus trans. C.II, 618)

To imputate the words of “kadr” and “takdir” to Allah indicate that all actions which he does in a measure and wisdom. He performs all actions so wisely that he does not produce any unnecessary, pointless, irregularly acts. That is why all things have a measure, quantity and a law that they abide by. These verses of Quran are evidence of this sense:

Yazının devamını oku »





Bir yağmur damlası yolculuğu

19 01 2010

Bir yağmur tanesinin hiç bu kadar düşündüreceğini tahmin etmemiştim. Ama hata benimdir. “Anlam” ve “Gerçek”in ayrıntıda saklı olduğunu unuttuğumdandır. Ne zamandır düşünürüm, yağmurun bize gelişi nasıldır? ne anlatır bize? Yoksa bize gerçek yurdumuzu hatırlatması için bir ayrıntımıdır yağmur?

Yazının devamını oku »





Hz. Mevlânâ’dan: “Kuran anlayarak okunmalıdır”

19 01 2010

Bu okuyucu, Kuran’ı doğru okuyor. Evet! Kuran’ın suretini doğru okuyor. Fakat manasından haberi yok. Esasen onun gerçek anlamı kendisine anlatılmış olsa, kabul etmez ve yine körü körüne okur. Bunun benzeri; mesela, bir adamın elinde kunduz olsa, ona elindekinden daha iyi bir kunduz getirdikleri zaman almak istemezse, kunduzu tanımadığı, kunduzdan anlamadığı ortaya çıkar. Çünkü biri bunun kunduz olduğunu ona söylemiş, o da bunu taklit ile eline almıştır. Mesela cevizlerle oynayan çocuklara ceviz içi veya ceviz yağı verdiğiniz zaman almazlar. Çünkü onlara göre ceviz, elinize aldığınız zaman hışır hışır ses çıkarır; halbuki bunların ne sesi, ne de hışırtısı vardır.

Yazının devamını oku »








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.