Bir Kızılderili Şef Seattle’ın Mektubu

22 02 2010

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir. Şef Seattle her ne söylerse, Washington’daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir.

Washington’daki büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığını biliyoruz.  Merak ediyoruz ki; gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz?

Yazının devamını oku »





“Artık ne kaldı geriye ? Hiç bir şey !”

16 02 2010

Antik diyardan gelen bir seyyaha rastladım,
Dedi ki:
” Çölün ortasında,
Gövdesiz, kocaman iki taş bacak,
Ve hemen yakınında yarı beline kadar kuma gömülmüş,
Çatık kaşları, kırışmış dudakları
Ve buz gibi soğuk alaycı görünümüyle,
Parça parça olmuş,
Taştan bir surat vardı…
Onlara şekil veren o eller ve ruhlarını besleyen o kalp,
Cansız şeylere kazınan tutkuları ne kadar da canlı göstermişti!
Üzerinde ise şu sözler yazılı idi:

Yazının devamını oku »





Ozymandias

16 02 2010

I met a traveller from an antique land
Who said: Two vast and trunkless legs of stone
Stand in the desert. Near them, on the sand,
Half sunk, a shattered visage lies, whose frown
And wrinkled lip, and sneer of cold command
Tell that its sculptor well those passions read
Which yet survive, stamped on these lifeless things,
The hand that mocked them and the heart that fed.
And on the pedestal these words appear:

Yazının devamını oku »





Bilgeye sormuşlar

16 02 2010

Bir bilgeye sormuşlar:
“Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?”
“Terzimi severim”, diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
“Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?”
“O da nereden çıktı? Neden terzi?”
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
“Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim
Ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.”

Yazının devamını oku »





Beş gezginin anlaşmazlığı

16 02 2010

Asya’nın muhtelif bölgelerinden gelen beş hacı, Sultanhan(1) Kervansarayı’nda karşılaştıklarında, kendi aralarında anlaşmışlar ve birlikte devam etmeye karar vermişler; zaten hepsi de Mekke’ye gidiyorlarmış.

Ertesi gün Konya istikametinde sohbet edip yürürlerken, içlerinden biri yerde bir gümüş Dinar görmüş. Onu yerden alan hemen şu teklifte bulunmuş: “Mafil satın alalım ve aramızda taksim ederlim.”

İkincisi ise; “Kabul, aramızda taksim edelim; ama ben üzüm satın alınmasını tercih ederim” demiş. “Ben ne üzümü bilirim ne de mafili; fakat, tam da canım balesh istiyor. Bir miktar balesh alalım ve onu eşit şekilde taksim edelim” demiş Üçüncüsü. Fakat Dördüncü hiçbir şeyin bestan’dan daha iyi olamayacağını belirterek karşı çıkmış. Bestan için de tam bir Dinar lazımmış.

Yazının devamını oku »








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.