Bakmasını bilen için herşey güzel

17 03 2010

Akşamları kokusuyla ısıtan güller, gecelere derinlik veren ışıklar, bahar güneşiyle uyanan ağaçlar, eğilip suları öpen dallar, sessiz bir ihtişamla akan nehirler… Dünyanın bin türlü görüntüleri bize tarifsiz heyecanlar verir. İzlenimlerimiz akılla kalp arasında salınırken, hayretle, hayranlıkla karışık bir haz duyarız. Özgün duygular uyandıran, içimizi ürpertilerle dolduran bir gerçeği sezeriz. Varlıklardan bir buğu gibi yükselen bu harfsiz şiir, güzelliktir.

Güzellik, eşyanın sessiz konuşan dilidir. Kelimesiz olduğu için, insanlar arasında ortak bir dildir o. Madde ile mananın hoş ahenginden doğar. Temelinde birlik, uyum, düzen vardır. Ünlü estetlerce kabul edilen tanıma göre güzel, “uyumlu, anlamlı, düzenli olandır.” Evrende ise, her varlık uyumlu, düzenli, anlamlı… Öyleyse, bakmasını bilen için her şey güzel… Sayısız güzelliklerin sergilendiği bir sanat galerisidir bu dünya…

Güzellikler çeşitli… Her biri, gücü oranında, kalbimizin farklı tellerini titretir. Birbirini tamamlayan duygular uyanır, ruhumuzda yeni dünyalar kurulur. Güzel, yerine göre, durumuna uygun bir isimle adlandırılır… Çevreye gülücükler dağıtan bebek “sevimli”dir, sempati bekler. Dev dalgalarla köpürüp coşan okyanus “muazzam”dır, hayret uyandırır. Gül dalının salınışı “zarif”tir, kendini sevdirmeyi bilir. Yıldızlı gökyüzü “ulvî”dir, devamı telkin eder. Baharda bütün ağaçların göz açıp kapayıncaya kadar çiçeklerle donanması “muhteşem”dir, göreni hayran bırakır…

Güzel, maddîden manevîye doğru yükseldikçe derinleşir. Hissedilmesi daha zor, fakat etkisi daha şiddetli olur… Hak uğruna savaşan erin kahramanlığı, kendini yavrusuna adayan annenin özverisi, zulme rağmen kula kulluk etmeyen insanın haysiyeti, gayesi için çıkarını terk eden dava adamının feragati, kainat adına huzura varan kulun ibadeti… Ve daha nice olaylar, durumlar, duruşlar manevî güzelliklerdir…

Bu âlemde hemen her şey zıddıyla bilinir. Karanlık olmasa ışığı kavrayamazdık. Güzeli güzel eden de, çirkinin çirkinliğidir. Bu nedenle, çirkinin de bir tür güzelliği var. O, ak yazının, kara zeminidir. Düşman görünür, ama gerçekte güzelin hizmetindedir.

Dünyanın ekser güzellikleri görecelidir. Onlar, bir başkasına göre güzeldirler. Güzel dediğimiz, daha güzelin yanında çirkinleşir. Gerçek güzel, varlığını başkasına borçlu olmayandır. Sırtını çirkine dayayarak ayakta durabilen güzel, gerçek güzel olamaz.
Gerçek güzel, soyuttur… Varlık, hayat, iman gibi. Evet, varlık güzeldir, yokluk olsun, olmasın fark etmez. Hayat güzeldir, ölüm ölse bile. İnsanı insan eden iman güzeldir, her kafir iman etse, küfür inkâr edilse dahi…

Işık güneşten gelir, güzellik de güzelden. Sudaki pırıltılar güneşi gösterdiği gibi, zaman ırmağında parlayıp sönen güzellik nurları da hakiki sanatkârı bildirir. Onun sonsuz güzelliği sınırlı dünya sayfalarına yazılmıştır. Her varlık silinip gidecek bir harftir, görünüp kaybolmasıyla kalıcı bir güzeli anlatır…

Evrenin yaratılış hikmetlerinden biri de, güzelliktir… Bunu, kendimizi tanımakla bir parça anlayabiliriz. Biz, sanatımızı aşk derecesinde severiz. Güzel yeteneklerimizi hem görmek, hem de göstermek isteriz. Mesela, resim yapar, seyreder, memnun oluruz. Sonra da başkalarının seyri için sergileriz. Bu da bize, Rabbin şu evreni niçin yarattığını bir derece anlamamız için verilmiştir. “Allah güzeldir, güzeli sever.”

Gizli bir defineye benzeyen güzelliklerini hem görmek hem de göstermek istemiş, evreni yoktan var etmiş… Dünya da onun güzelliğine ayna, ahiret de… Şüphesiz, her sanat eseri gibi, evren de seyircisini bekler. Çünkü sanattan anlayanlar olmazsa, sanat incelikleri karanlıkta kalır..

Bu görev öncelikle bize verilmiş… İnsan, güzel sanatları takdir edebilecek bir yetenekle şu dünyaya gönderilmiş. Eserlerdeki sanatla, insandaki yetenek, anahtarla kilit gibi birbirine uygun. Bu da gösteriyor ki, ikisi aynı sanatkârın eseri. Varlıkları yaratan da o, seyircileri gönderen de…

İnsanız… Güzel olanı seviyoruz… Sevdiğimiz devamlı olsun istiyoruz… Leylalarımızın yüzüne “geçici” mührü vurulmuş… Tatmin olamayan kalbimiz, aynaların kırılmasıyla kırılıyor… Hedefini şaşıran aşığın peşin cezası bu…

Güzelliklerin kaynağını bulmadıkça, onu sevmedikçe huzur bize haram!

Ömer Sevinçgül


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.