İslam ve Evrim Teorisi

17 08 2010

Bu makalede İslam düşünce tarihinde yalnız kalmış bir fikri damardan kısaca bahsetmek istiyorum.
Unutulmuş veya yalnız kalmış olmaları doğru düşünmedikleri anlamına gelmez. Bilakis kendi çağlarının hayli ötesinde fikirlere sahip olmaları muhtemeldir.
Niyetim, böylesi fikirlerin de olduğundan hareketle “İslam düşüncesi tarihinin”, aslında, kendini bir dünya düşüncesi haline getirebilmiş son derece renkli ve devasa bir birikime sahip olduğunu biraz olsun gösterebilmektir.

İslam tarihinde oluşan fikri “statüko” bunların çoğunu dışladığından bugün için pek bilinmezler. Adları etrafında şüphe bulutları estirildiğinden “sakıncalı piyade” muamelesine tabi tutulmuşlardır. Yani tabiri caizse ellerinden silahları alınmış, rütbeleri sökülmüş ve karargah merkezlerine sokulmamışlardır…

Çoğunun fikirleri, örneğin, Abbasi İmparatorluğu’nun “üniversite rektörü” ve sonraki Müslüman imparatorlukların da daimi gözdesi olan Gazzalî’nin gördüğü itibarı görememiştir.

Aşağıda özellikle “evrim teorisi” hakkındaki görüşlerini öne çıkararak aktardığım bunlardan bazıları “modern çağı” hiç görmediler ve yaşamadılar.

Yazının devamını oku »





Ve ışık yırtıldığında

1 03 2010

Kendinizi alabildiğine geniş ve uzun bir beyaz sayfa üzerinde gezinen minicik ancak bilinçli bir canlı olarak farzedin. Sayfanın üzerinde yaşıyor olduğunuz için sadece sayfanın boyutlarını biliyorsunuz. Yani, en fazla iki boyutu algılayabiliyorsunuz. Kâğıdın enini ve boyunu biliyorsunuz. Kağıdın yüzeyine dik duran ve kâğıdın yüzeyinin dışındaki üçüncü bir boyuta aşina değilsiniz. Oysa, yaşadığınız ve aşina olduğunuz iki boyutun dışındaki bir üçüncü boyut daha vardır. Üçüncü boyutta yaşayan biri sizin gezindiğiniz her noktaya dilediği mesafeden müdahalede bulunabilir.

Örneğin elindeki bir kalemle kâğıdın her noktasına dilediği biçimde ulaşabilir ve sizin gezindiğiniz her noktaya yazılar yazabilir. Ancak siz gezindiğiniz sayfanın yüzeyine üçüncü boyuttan yapılan müdahaleleri bulunduğunuz iki boyut içinde yorumlayabilirsiniz. Örneğin sayfa üzerinde sağdan sola doğru yürüyorsanız, üçüncü boyuttan uzanan kalemin yazdığı harfleri ya da kelimeleri bir sıraya koyarsınız.

Yazının devamını oku »





Hz. Mevlânâ’dan Evrim’e destek

16 02 2010

İnsanoğlu önce cansız varlıklarda gözüktü,
Sonra cansız varlıklardan bitkilere geçti.
Yıllarca o fidanlardan bir fidan gibi yaşadı,
Çok farklı olan cansız halinden  habersiz;
Bitki halden hayvanî hale geçince,
Bitki halinden hiçbirşey hatırlamadı,
Bitkiler âlemine duyduğu meyilden başka…
Bilhassa ilkbahar ve çiçeklerin açtığı zamanda,
Yavruların annelerine olan meyilleri gibi,
Ve anne göğsüne olan meyillerin sebebini anlamadan…
Yine biliyorsunuz ki ulu Yaratıcı,
İnsanoğlunu hayvan vaziyetinden insan vaziyetine çıkardı.
Böylece insan iklimden iklime geçti,
Şimdiki gibi akıl, irfan ve kudret sahibi oluncaya kadar.
Evvelki akıllarından hiçbir hatırası yoktur,
Şu andaki akıl durumu da değişecektir…
*

Yazının devamını oku »





Yaşar Nuri Öztürk: “Darwin Evrim Teorisini Müslümanlardan aldı.”

8 02 2010

Not: Devamını izlemek için sağ alttaki butona basıp gelecek menüden sıradaki videoyu seçiniz.





Kuran’da Evrim Görüşü

21 01 2010

Sâffât: 11′e göre insan tîn-i lâzib (yapışkan çamur)dan yaratılmış, Hicr: 26′ya göre insan hame-i mesnûn (uzun süre suyla karışıp cıvımış yahut kokuşmuş çamur)dan yaratılmış, Nûh: 13′e göre insan çeşitli aşamalardan geçirilerek yaratılmış, Nûh: 17′ye göre insan bitki olarak yaratılmış, Kıyamet: 37′ye göre insan nutfe (sperm)den yaratılmış, İnsan: 2′ye göre insan nutfe-i emşâc (zigot denilen döllenmiş yumurta)dan yaratılmıştır.

İnsanın topraktan yaratıldığını bildiren ayet, toprağın birden insan oluverdiğini değil, insanın yaratılışının, kökeninin topraktan başladığını ifade eder. Nitekim, “O’dur ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı” (Secde: 7) ayeti, bu gerçeği net biçimde ortaya koyar. A’râf: 11′e göre insan önce yaratılmış, sonra biçime konmuş, sonra meleklere, insana secde etmeleri yani boyun eğip hizmet etmeleri emredilmiştir. Tâhâ: 118-119′da insanın, acıkma ve susama duyularının olmadığı bir aşamasına işaret edilmiştir.

Yazının devamını oku »








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.