“Dine Karşı Din”

20 08 2011

Geçenlerde bir arkadaşla tartışırken bana “Sen İslam’ı idealize ediyorsun böyle bir İslam yok” dedi. Dedim ki “var ama piyasada yok.”

İşte tam o an aklıma rahmetli Şehid Doktor Ali Şeriati’nin “Dine Karşı Din” konferansı geldi. O an arkadaşa bir şey diyemedim çünkü haklıydı. çünkü suçlu bizdik, çünkü biz hep yanlış dini anlattık ve sonuçta yanlış din doğru din oldu doğru din de ‘idealize din’ oldu. Düşündüm ki şöyle inkilabi İslamla muhafazakar İslam arasındaki farkları bir tespit etsem nasıl olur hadi daha özele inelim: devrimci müslümanın muhafazakar müslümandan farkı nedir? Uzun süren fikri mütaala ve mülahazalardan sonra aşağıdaki satırları tespit ettim:

Yazının devamını oku »





Kutadgu Bilig’den mutluluk bilgisi

26 08 2010

11. Yüzyıl Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hâcip’in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a atfen yazdığı bu eserin, çok okunup ibret alınası bu bölümünü benimle paylaşıp, benimde sizlerle paylaşmama vesile olan Özlem kardeşime teşekkür ediyorum.

“Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.

Allâh’a sığın, onun emrine itaatsizlik etme!

Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.

Allah’tan ne gelirse ona râzı ol!

Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.

Yazının devamını oku »





Bu kadar borçla ‘iyi’ olamayız !

27 06 2010

İktisat sadece iktisat değildir!
Rakamlar, oranlar, istatistiksel veriler, kaynaklar, ihtiyaçlar ve arzu tahminleri…
Bu kadar mı yani?
Bize hep gösterilmeye çalışıldığı gibi “aldım, verdim, ben seni yendim” midir iktisat? Belki. Ama nasıl?
Evin, ülkenin, dünyanın geçim derdine dair bilgi ve yöntemden ibaret midir? Hayır.
İktisat muazzam bir sosyolojinin parçasıdır.
Ve Sabri Ülgener hocanın anısını selamlayarak vurgulamalıyım ki, iktisadın baştan ayağa manevi ve ahlaki boyutu vardır…
Vicdanlarımızı lekeler, hayallerimizi süsler, umutlarımızı törpüler…
Uzun hikâyedir.

Yazının devamını oku »





Durup dinlemeli bütün sesleri !

22 06 2010

Akşamüstü iş çıkışı saati…
Yağmurun sabahtan beri şehrin canını yakan şiddeti dinmiş. Nem yüklü bulutlar gökdelenlerin tepesini örtmüş, öylece duruyorlar.
Trafikte bezmişim, yorulmuşum, uykuya dalmanın eşiğindeyim.
Yine de içimden hemen eve gitmek gelmiyor.
Bir çay bahçesi çekiyor canım.
Buluyorum. Çevresi ıslak masa ve sandalyelerle dolu çınarın altına ilerliyorum.
Garson durduruyor beni. “Ne olur ne olmaz abi” deyip tentenin altını gösteriyor.
Nitekim oturmamla yağmurun tekrar başlaması bir oluyor. Ama bu sefer öyle uysal yağıyor ki!
Tenteye vuran damlaların sesine takılıveriyorum.
Kaç gündür, varlığım kocaman bir yara sanki…
Acıyor, kaşınıyor…
Ve işte yağmur damlalarının tıkırtısı bir merheme dönüşüveriyor, bana ilaç gibi geliyor!

Yazının devamını oku »





“İnsanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.”

3 05 2010

Aşağıda sözü geçen olayın 14 Ekim 1998′de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş olduğu söylenmektedir. Bu olayı günümüz insanları açısından anlamlı olabileceği açısından paylaşmak istedim. Ayrıca bu yazıyı benimle paylaşan Özlem kardeşime teşekkürlerimi sunuyorum.

<<Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadığına bakacağını söyledi. Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğu devam edeceğine şahit oluyorlardı.

Yazının devamını oku »








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.