
Şairin “Zifiri karanlıkta gelse şiirin hassı ayak sesinden tanırım/Ne zaman bir köy türküsünü dinlesem şairliğimden utanırım.” (B. Rahmi Eyüboğlu) demesi gibi, ben de ne zaman kıssaların anasını okusam B. Rahmi gibi utanırım. Doğrusu bu ya nedenini de bilmiyorum.
Dünya tarihinde insanlığa mal olmuş böyle bir kıssa var mıdır?
Sümer tabletlerinden Babil teolojisine, Yunan mitolojisinden Kızılderili efsanelerine kadar bu denli evrensel, kalıcı ve doğrudan insanlık macerasını özetleyen bir kıssa sanırım anlatılmamıştır.
Ali Şeriati’nin dediği gibi “yaratılış kıssası” bütün milletlerin din ve mitolojilerinde var. Değişik versiyonlarıyla nesiller boyu anlatılıyor.
Galiba onu bu denli önemli kılan, bir taraftan “köken” anlatısı olması, diğer taraftan da “beni bana, seni sana, onu ona, bizi bize” anlatıyor olması olsa gerek.
Çünkü her doğan çocuk bir Adem’dir.
Ve her doğan çocukla birlikte Adem kıssası yeniden başlar.

Son Yorumlar