Atatürk Ramazanda ne yapardı?

7 08 2011

Atatürk düşmanları, Atatürk’ü Müslüman-Türk milletinin gözünden düşürmek için Atatürk’e “dinsiz” diye iftira atmışlar, genç nesilleri bu çirkin iftirayla zehirlemişlerdir.

Allah’tan korkmayan kuldan utanmayan bu Atatürk düşmanlarının Atatürk’e yönelik bu asılsız ve çirkin iftiralarına cevap vermek için 15 yılımı vererek tam 1153 sayfalık ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı bir kitap yazdım. Bu kitapta Atatürk’ün din anlayışını, doğumundan ölümüne kadar çok ayrıntılı bir şekilde belgelere dayalı olarak inceledim. Neredeyse bütün arşivlere girdim,yerli yabancı bütün kaynakları taradım. Ve 15 yıllık çalışmalarım sonunda Atatürk’ün bu ülkeye gelmiş geçmiş EN BİLİNÇLİ VE EN SADE İNANANLARDAN biri olduğunu gördüm. Araştırmalarım sonunda; Atatürk’ün inancını kendi içinde yaşayan, toplumun herşeyden önce dinini ANLAMASINI isteyen, bunun için DİNDE ÖZE DÖNÜŞ PROJESİ geliştiren, din istismarıyla ve yobazlıkla savaşan, başka inançlara saygı duyan samimi bir dindardır olduğunu gözler önüne serdim…

Yazının devamını oku »





İslam ve Kapitalizm Programı – 3 Temmuz 2011

3 08 2011

Not: 2. Kısım sayfanın devamındadır.

Yazının devamını oku »





Atatürk, Laiklik ve Din / Yaşar Nuri Öztürk

27 02 2011

Not: Videonun devamını izlemek için; video tamamlandığında gelecek menüden 2. bölümü seçip, bu şekilde izlemeye devam edebilirsiniz.





Yaşar Nuri Öztürk ve Mustafa İslamoğlu: Hayatın yeniden inşası

10 02 2011




Kitap: Allah ile aldatmak !

10 02 2011

Kur’an, ‘Allah ile aldatılmayın!’ ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.
Allah ile aldatmanın rantından en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor. PKK’nın başı, yandaşlarına şu talimatı veriyor:’Peygamberler şehri Urfa’ya ilahiyat akademisi kurun!’

Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.

Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir ‘tahakküm teolojisi’ oluşturmuşlardır. Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.
Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytanî siyaseti, ta 1920′de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin ‘İslam’ı İslam’la yok etme siyaseti’ olduğunu ilan ediyor.

Yazının devamını oku »





Kitap Tanıtım: Hanginiz Muhammed?

31 10 2010

Altın sarısı rengiyle dikkati çeken kitabı ilk olarak elime aldığımda, beni en çok etkileyen ismi oldu. Şöyle diyor yazar; sihirbaz, kâhin, ruhban, din adamı değil, arkadaş peygamber… Evet.. Arkadaş peygamberdi o.. Geçmişten bu yana Hz. Peygamberle ilgili çok kitap okudum. Hz. Peygamberin değişik özelliklerini bu kitaplarla tanıdım. Siteyi takip eden kardeşlerim hatırlayacaklardır, Mustafa İslamoğlu’nun “Üç Muhammed” adlı eserinin tanıtımını yapmıştım. Orada Peygamber Efendimizin 3 farklı tasavvurundan bahsedilmişti. İlk olarak aşırı yüceltmeci peygamber tasavvuru ele alınmış, burada insanlık tarihi boyunca peygamberlerin yaptıklarının nasıl abartıldığı dellileriyle ortaya konmuştu.

Bu eserde değerli İhsan Eliaçık, Mustafa İslamoğlu’nun bu anlatımına destek veriyor ve bunu tek tek farklı makalelerle ele alıyor. Kuran-ı Kerim’i “Kerim” bir gözle okumamız gerektiğine dikkat çeken yazar, Kuran’ın doğru anlaşılması ve günümüze uygun bir şekilde yaşatılması için büyük çaba sarfediyor. Bunu hemen hemen tüm yazılarında açık bir şekilde görebilirsiniz. Verilen bilimsel örnekler, bir Fizikçi olarak benimde ufkumu genişletti diyebilirim. Sanırım kitabın en çok sevdiğim yönü de bu. Kuran’ı ve Hz. Peygamber’i hiç bu şekilde düşünmemiştim. Kitabın arkasında yazan tanıtım yazısından alıntı yaparak tanıtım yazımı noktalıyor ve bu kitabı şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. İnanın okuduğunuzda kafanızda çok şey şekillenecek.

Yazının devamını oku »





Kıssaların Anası

27 08 2010

Şairin “Zifiri karanlıkta gelse şiirin hassı ayak sesinden tanırım/Ne zaman bir köy türküsünü dinlesem şairliğimden utanırım.” (B. Rahmi Eyüboğlu) demesi gibi, ben de ne zaman kıssaların anasını okusam B. Rahmi gibi utanırım. Doğrusu bu ya nedenini de bilmiyorum.

Dünya tarihinde insanlığa mal olmuş böyle bir kıssa var mıdır?

Sümer tabletlerinden Babil teolojisine, Yunan mitolojisinden Kızılderili efsanelerine kadar bu denli evrensel, kalıcı ve doğrudan insanlık macerasını özetleyen bir kıssa sanırım anlatılmamıştır.

Ali Şeriati’nin dediği gibi “yaratılış kıssası” bütün milletlerin din ve mitolojilerinde var. Değişik versiyonlarıyla nesiller boyu anlatılıyor.

Galiba onu bu denli önemli kılan, bir taraftan “köken” anlatısı olması, diğer taraftan da “beni bana, seni sana, onu ona, bizi bize” anlatıyor olması olsa gerek.

Çünkü her doğan çocuk bir Adem’dir.

Ve her doğan çocukla birlikte Adem kıssası yeniden başlar.

Yazının devamını oku »








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.